wenhk4z8t7 The Love Most Beautiful Dream of the World




Susam Sokağı
6/11/2009

      Susam Sokağı, bir çocuk programı olan "Sesame Street"'in Türkçe uyarlamasıdır. Susam Sokağı programı 1987'de Amerikalı yapımcılar ile lisans anlaşması yapılarak TRT'de yayınlanmış olup, o dönemki tek kanallı televizyon yıllarında çocukların büyük ilgisini toplamıştır. Sabah ve akşam saatlerinde olmak üzere hafta içi hergün iki yayın yapmaktaydı.

     Bir mahalle ortamında geçen program, gerçek ve Muppet karakterlerinden oluşmaktaydı. Eğitici, öğretici ve eğlendirici öğeleriyle okul öncesi ve erken dönem okul çocukları için sevilen ve takip edilen bir program olmakla birlikte, o yıllarda bir kült olmuş, aynı zamanda TRT klasikleri arasına girmiştir. TRT Çocuk yaz ekranından çıktıktan sonra, tekrar yayına girmiştir.











KARAKTERLER:

 
     Gerçek kişiler
 
Tahsin Usta: Bir tamirci ve aynı zamanda Sabiha Teyze'nin de eşi. (Alp Öyken)
Zehra Teyze: Bir manav. (Güven Hokna)
Nihat Amca: Kırtasiye sahibi bir mahalleli. (Alpay İzbırak)
Hakan Abi: Bir genç, genellikle gitar çalar. (Tevfik Tolga Tecer)
Zeynep Abla: Bir genç. (Aslı Öyken Taylan)
Sabiha Teyze: Bir terzi ve aynı zamanda Tahsin Usta'nın da eşi. (Betül Arım)

Kuklalar
Minik Kuş:
"Big Bird" uyarlamasıdır. Adının tersine büyük sarı bir kuştur ve sokakta diğer insanlarla birlikte yaşar.

  •  
    • Kırpık: "Oscar the Grouch" uyarlamasıdır. Manavın hemen yanında bir küfenin içinde yaşar.
    • Edi ve Büdü: "Bert and Ernie" uyarlamasıdır. Sokakta yaşamazlar. Büdü; Edi ile birlikte yaşamaktadır. Susam Sokağı'nın bir nesil için en süper karakterlerinden birisi olmuştur. Edi ile sürekli çekişmesi, Edi'nin daha uçarı ve çocuksu hareketlerine karşılık ağır başlı ve bildik abi tavırları ile ünlüdür. Güvercin sever ve dama oynamaya bayılır. Bir dönem Köksal Engür tarafından bir dönem ise Atilla Şendil tarafıdan seslendirilmiştir. Orjinal Adı Bert'tir.
    • Kurbağacık: Kermit uyarlamasıdır. Sokakta yaşamaz.
    • Kurabiye Canavarı: "Cookie Monster" uyarlamasıdır. Sokakta yaşamaz.
    • Açıkgöz: "Grover".

      KAYNAK:wikipedia.org

Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

Windows 7'nin Farkı Ne?
5/11/2009

     Yeni bir işletim sistemine geçişte kullanıcıları gerçekten heyecanlandıracak "özel" bir özelliğe ihtiyaç vardır.

     Windows 3.1'in devrimci özelliği PC'lerin 640K engelini aşmasıydı. Windows NT sunucu-istemci konseptlerini, güvenliği ve donanım tabanlı hafıza korumasını getirdi ve profesyoneller için devrim yarattı. Windows XP ev ve işte kullanılabilen, her işe yarayan bir işletim sistemi olarak 95-98 serisi ile NT arasındaki uçurumu kapattı.

     Windows Vista bile Windows XP'den, geleceğe dönük teknolojilere yolu açtı. Ve Windows 7 bütün bu özellikleri kendinde birleştirdi.

     Windows 7 ile ilgili olarak bugüne kadar sayısız özellik okudunuz ama bu özelliğin üzerinde yeterince durulmadı. Artık herkes Windows 7'nin Windows XP kadar hafif ama Vista gibi geleceğe dönük bir işletim sistemi olduğunu biliyor. Şık bir arayüz, pek çok ergonomik özellik, sürücü ve donanım uyumluluğu anahtar özellikler arasında. Windows 7'nin esas vurucu özelliği ise ölçeklendirilebilirlik oldu.

     Şimdi ölçeklendirilebilirlik neden devrimci bir özellik, bütün kullanıcılarını neden ilgilendiriyor buna bakalım...

     Resimlerle Windows 7 için 77 Püf Nokta

     Video: Windows 7'yi Çocuklar Bile Kullanır

KAYNAK: chip.com.tr


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

Domuz Gribi Paniğinden Sonra Şimdi de Esrarengiz Virüs Paniği
2/11/2009



     Domuz gribi virüsü H1N1 dünyayı sarıp can almaya devam ederken bir başka virüs daha ortaya çıktı ve 48 kişiyi öldürdü.

     Ukrayna, henüz ne olduğu tespit edilemeyen bir virüsün paniğini yaşıyor.

      Sağlığı tehdit eden salgın hastalıktan 48 kişi öldü. Karantina altına alınan ülkede 178 bin hastadan 133'ünün durumu ağır. Salgın sebebiyle tüm okullar 3 hafta süreyle kapatıldı.

     Sınırlarda yoğun güvenlik önlemleri alınan Ukrayna'da hastalık belirtisi taşıyan yabancıların ülkeye girmesine izin verilmiyor. Kiliseler özel ayinler yaparak toplu dua ediyor.

KAYNAK:milliyet.com.tr


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

Domuz Gribi Aşısı Hakkındaki Tüm Bilgiler
27/10/2009

     Dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca doz siparişe yetişebilmek için ilaç şirketleri normalde koymadıkları bazı katkı maddelerini domuz gribi aşısına koyarak bu talebi karşılamayı tercih etti. Domuz gribi aşısı ile ilgili tartışma da işte bu katkı maddelerinden kaynaklanıyor. Normalde grip aşısının ölü virüslerden yapılması gerekirken yeterince ölü virüs stokunun bulunmaması ve çok kısa sürede çok büyük üretim yapılması zorunluluğu nedeniyle ilaç şirketleri ölü virüs oranını düşük tutarak katkı maddeleriyle aşıyı zenginleştirmeyi tercih etti. Adjuvant adlı bu katkı maddelerinden aşılarda en yaygın olarak kullanılan Squalene bu aşıda da mevcut. Ancak bazı üretici firmalar hakkında tartışma olan bu katkı maddelerine aşılarında yer vermezken bazıları ise ABD için hazırladıkları aşılarda bunu kullanmayıp Avrupa’ya aşı yetiştirebilmek için bu maddeye aşıda yer vermeyi tercih etti. 440 milyon doz aşı siparişi alan GlaxoSmithKline, Türkiye’ye de 25 milyon doz aşı gönderdi. Glaxo’nun aşılarında hem tartışmalı katkı maddesinden hem de hakkında uzun zamandır tartışma yürüyen koruyucu cıva bulunuyor. Türkiye ayrıca Novartis’ten 15 milyon, Sanofi Pasteur’den de 3 milyon doz aşı aldı. Bu iki firmanın ABD için ürettiği aşılarda katkı maddesi yok, ancak Türkiye’ye gelenler katkılı.

      * Domuz gribi aşısının güvenliği konusunda dünyada tartışma içindeki katkı maddelerinden çıktı. İlaç firmalarının ABD için ürettiği aşılarda katkı maddesi yok.

      * Avrupa’dan gelen çığ gibi siparişlere yetişmek ve maliyeti düşürmek için bu firmalar, Türkiye dahil Avrupa için üretilen aşıların çoğuna katkı maddesi koydu


     HANGİ ŞİRKETİN AŞISINDA HANGİ ETKEN MADDE VAR?

     GlaxoSmithKline:
* Thiomersal ve katkı maddesi içeriyor.
    
     Sanofi- Aventis:

* Thiomersal (çoklu kullanım için, ampullerde) n ABD için yapılan aşıda katkı maddesi yok. n Avrupa için yapılanda katkı maddesi var.

     AstraZeneca/ Medimmune:

* Thiomersal ve katkı maddesi yok. * Sadece 2-49 yaş arasındaki hamile ve solunum sorunu olmayan kişiler için lisans aldı. * Canlı H1N1 virüsü barındırır. (Diğer ilaçlarda ölü virüs var)

     CSL:

* Thiomersal (çoklu kullanım için, ampullerde) n Katkı maddesi bulunmuyor. n 10 yaşın altındaki çocuklar için lisans alamadı.

     Novartis:

* Cıva bazlı koruyucu madde Thiomersal (çoklu kullanımlar için ampullerde) n ABD için lisans alan aşıda katkı maddesi bulunmuyor. n Avrupa ülkeleri için üretilen aşıda katkı maddesi var.

     Sinovac:

İçindekiler: Thiomersal ve katkı maddesi barındırmıyor.

     Baxter:

* Thiomersal ve yardımcı ilaç barındırmıyor. n Yumurta alerjisi olanlar için uygun. (Diğer aşılar uygun değil) n Hamile kadınlar ve solunum sorunu olan hastalar için uygunluğu henüz test edilmedi.


     AŞIYLA İLGİLİ SÖYLENTİLER VE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN YANITLARI

     Domuz gribi aşısı iktidarsızlığa yol açıyormuş!

     HAYIR! Aşının içindeki katkı maddesi (Adjuvent) Squalene’in erkeklerde iktidarsızlığa ve bazı kişilerde sinir hastalıklarına davetiye çıkardığı özellikle internet forumlarında yayınlan komplo teorilerinden biri. Aşının etkisini arttırarak vücudun bağışıklık sistemine daha fazla destek oluyor. Yardımcı ilaç kullanımıyla birlikte antikor üretimini sağlayan antijen (ölü H1N1 virüsü) kullanımı azalıyor. Yani katkı maddesi kullanılması aşının maliyetini düşürüyor. Bağışıklık sistemini kandırarak daha çok antikor üretilmesini ve böylelikle korunmayı sağlıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre Squalene’in herhangi bir yan etkisine şimdiye dek yapılan aşı kampanyalarında rastlanmadı.


     Vücudun bağışıklık sistemi çöker mi?

     HAYIR! Squalene; bitki, hayvan ve insanlarda bulunan bir maddedir. İlaç firmaları tarafından uyarıcı olarak kullanılır. Bazı bilimsel araştırmalar bu ilaçların hayvanların bağışıklık sisteminde sorunlar yarattığını ortaya çıkarttı. Birinci Körfez Savaşı’nda ABD askerlerinin yakalandığı hastalığa neden olduğu ileri sürüldü. WHO’nun yaptığı açıklamaya göre ABD askerlerinin kullanması için onaylanmayan Squalene hastalığın sebebi değil. Bütün Avrupa’da 22 milyon doz Squalene’li grip aşısının kullanıldığı belirtilirken önemli bir risk taşımadığı belirtildi. Bütün H1N1 aşıları Squalene kullanmıyor.


     Aşının içinde cıva varmış, bu da otizme yol açıyormuş!

      HAYIR! Çoklu dozdaki aşılarda koruyucu madde olarak kullanılan cıva bazlı Thiomersal, 60 yıldan fazla bir süredir koruyucu olarak kullanılan ve hakkındaki tartışma hiç bitmeyen bir madde. Özellikle çocuklarda otizme yol açtığına yönelik iddialar yıllardır devam ediyor. Ancak WHO, bu koruyucunun güvenli olduğunu otizmle aşı arasında bir bağlantı bulunamadığını açıkladı. Thiomersal, hakkındaki tartışmalar nedeniyle ABD’deki aşılardan tedbir sebebiyle çıkartıldı. 2004 yılından beri İngiltere’deki çocuk aşılarında kullanılmıyor. Ancak İngiltere dahil Avrupa’da piyasaya çıkacak bazı domuz gribi aşılarında bu madde bulunuyor.


     1976’daki domuz gribi salgınında aşı olanlar sinir hastası olmuş!

      EVET AMA BU KEZ DURUM FARKLI! H1N1 virüsü dahil herhangi bir grip aşısından GBS’ye yakalanmak bir milyonda bir gibi çok düşük bir ihtimal. Fakat yapılan çalışmalar GBS’nin grip sonrasında yapılan aşıdan sonra daha sık rastlandığını ortaya çıkarttı. ABD’de 1976’da domuz gribinin farklı bir çeşidi için kullanılan aşıların ardından 400-500 kişide GBS görüldü. Bu rakam 100.000’de 1’e denk geliyor. 1976’dan beri GBS’ye yakalanma oranı bu kadar yükseğe çıkmadı. Guillain-Barre sendromu oldukça az rastlanan bir rahatsızlık. Vücudun sinirlerine etki eder. GBS’ye neyin etki ettiği belli değil fakat öksürük, soğuk algınlığı ve karın ağrısı enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar. Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücutta bulunan sinirlere saldırması sonucu meydana geldiği tahmin ediliyor. Bu sebeple kasların zayıflamasına ve bazen haftalar ve aylarca süren felce neden olur. Genellikle hastalığı yenen kişilerde bazı kalıcı sorunlar kalabilir.

KAYNAK:VATAN DIŞ HABERLER


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

TIKLA, MARSA İSMİN GİTSİN
22/10/2009

     Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Mars’ı uzun dönemli keşfinin ikinci bölümü Mars Science Laboratory’nin (MSL) gönderilmesiyle başlayacak.

     Mars’a 2012’de ulaşacak ve Mars’ta eskiden ya da şimdi mikrobik yaşama uygun bir çevre bulunup bulunmadığını araştıracak biçimde tasarlanan MSL, Mars yüzeyinin bilimsel keşfinde büyük bir adım olacak.

     Kızıl Gezegen’in “yaşanabilirliğini” araştıracak en büyük ve en ileri bilimsel araçları taşıyacak MSL, Mars’ın iklim, jeolojisi, oluşumu, yapısı ve kimyasal kompozisyonunun kayıtlı olduğu toprak ve oyduğu kayalardan numuneleri analiz edecek.

     Robotun üzerindeki laboratuvarı da, Mars’ta yaşamın yapıtaşlarının kimyasallarını tespit edebilmek ve gezegenin eskiden nasıl olduğunu anlayacak şekilde kayaları, toprakları ve yerel jeolojik oluşumları inceleyecek.  Plütonyum’un radyoaktif ayrışımının ısısıyla elde edilen elektrikle çalışan radyoizotop güç sistemi gibi yeni teknolojiler kullanacak MSL’nin güç sistemi, Mars yüzeyinde bir Mars yılı (687 Dünya günü) veya daha fazla süre faaliyet göstermesine olanak tanıyacak.

     MSL’nin radyoizotop güç sistemi daha fazla hareket ve çalışma esnekliği sağlayacak. Robot, Mars’a çok daha önce gönderilenlerden daha geniş alanlarda ve irtifalarda çalışabilecek.

     MARS’A İSMİNİ GÖNDER

     NASA, ayrıca ismini Kızıl Gezegen’e göndermek isteyenleri de, bu seyahatin bir parçası olmaya davet ediyor.

     Robota yerleştirilecek bir mikroçipte, gönderilen isimler yer alacak.
    İşte adres: “http://marsprogram.jpl.nasa.gov/msl/participate/sendyourname” sayfasını ziyaret edebilir.

İSMİNİZİ GÖNDERMEK İÇİN TIKLAYINIZ. 

KAYNAK:milliyet.com.tr


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

Sony'den Gerçek Kablosuz TV
5/10/2009

     Sony'nin en son açıklaması olay yaratacak. Tahmin ediliyordu, sinyalleri vardı ama...


Sony
'nin Japonya'daki araştırma ve geliştirme birimi yüksek verimle çalışan kablosuz elektrik transfer sistemi geliştirdi. Bu sistem televizyon ve benzeri cihazlarda, manyetik rezonans tabanlı bir teknoloji.

     Bu en son teknoloji 60 watt elektriği 80 santimetreye kadar iletebiliyor. Bu sayede üzerinde hiçbir kablo bulunmayan televizyon ve eğlence sistemi mümkün hale geliyor.

      İşte Sony Japonya'nın yayınladığı duyuru: "Sony Corporation bugün yüksek verimliliğe sahip kablosuz veri transfer sistemini geliştirdiğini duyurur. Bu aktarım sistemi sayesinde televizyon gibi elektronik ürünlerde güç kablosu kullanımına gerek kalmıyor. Sistem 60 watt elektrik enerjisini 50 santimetre mesafeye kadar yüzde 80 verimle aktarabiliyor. Düzelticiyle bu verim daha uzak mesafede yüzde 60 oluyor. Mesafe arttıkça verimlilik de düşüyor."

     Manyetik rezonans teknolojisi iki cihaz arasındaki rezonans frekansının aynı olmasıyla çalışıyor. Enerji transferi, açı değişse bile verimli bir şekilde çalışmayı sürdürüyor. Sony mesafeyi uzatmak için pasif uzatma üniteleri de geliştiriyor. Bunlar sayesinde maksimum verimli mesafe başta da belirttiğim gibi 80 santimetre oluyor.

     Vay be, artık teknolojide kablo kirliliği de zamanla aşılacak. Ne diyelim herkese hayırlı olsun.

Bilgi için: Sony Eurasia
Telefon: (216) 633 98 00

KAYNAK: chip


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

UFO'ları Biliyoruz, Ya USO'lar?
10/9/2009

                                      
     Bildiğiniz gibi UFO (Unknown Flaying Object-Tanımlanamayan Uçan Nesne) anlamında. Peki ya USO'lar? USO, (Unknown Swimming Object-Tanımlanamayan Yüzen Nesne) anlamına geliyor ve bu esrarengiz denizaltı araçları hakkında pek çok gözlem raporu bulunmakta. 

 

     Özellikle Bermuda Şeytan Üçgeni’ndeki Bimini bölgesi, tanımlanamayan gizemli yüzen cisimler ve denizaltından gelen esrarengiz ışıkların sıklıkla gözlemlendiği bir bölgedir. Bermuda Şeytan Üçgeni’ndeki esrarengiz olayları araştıran zoolog, arkeolog ve oşenograf Dr. Manson Valentine, Bermuda’ daki USO gözlemlerinden şöyle bahsetmektedir: “Bu bölgede başka herhangi bir yerde yapılanlardan çok daha fazla gözlem yapılmaktadır. Yakın zamanlarda bölgede, uçak olmadıkları tespit edilen hava araçları ve denizaltı olmadıkları tespit edilen denizaltı araçları ile ilgili pek çok gözlem yapılmıştır.”

USO gözlemlerinin geçmişi 1800’lere kadar uzanmaktadır. 1800’lü yılların ortalarında sıklıkla görülmeye başlayan USO’lar, 1845’teTürkiye’de Antalya açıklarında, 1875’te Meksika açıklarında, 1879-1890’da Basra Körfezi’nde, 1891’de Çin Denizi’nde ortaya çıkmışlardır.

20. yüzyılda UFO gözlemlerine ilişkin raporlarının artmasıyla birlikte, denizlerdeki esrarengiz cisimlere dair gözlemler de artmıştır.

30 Haziran 1967’de bir Arjantin gemisi olan Naviero’da bulunan bir grup insan, denizde silindir biçimli bir cismin yüzdüğünü fark ettiler. Yaklaşık 33 metre uzunluğundaki bu cisim mavi-beyaz bir ışık saçıyordu. Cismin hiçbir ses çıkarmaması ve suda hızla yol almasına rağmen dalga yaratmaması gözlemcileri şaşkına çevirmişti. İnsanlar bu esrarengiz deniz aracını seyrederken, araç birdenbire rotasını Naviero’ya doğru çevirdi, hızlandı ve gemiyle çarpışmasına ramak kala suya dalarak gözden kayboldu.

1972 yılının Ağustos, Eylül ve Ekim ayları süresince Karayib Denizi’ndeki adalardan yoğun UFO ve USO gözlemleri rapor edilmiştir. 1974 yılında tekrar yoğunluk kazanan bu gözlemler, bize Venezuella açıklarında bir sualtı UFO üssünün var olduğunu düşündürmektedir.

26 Temmuz 1980’de, Brezilya gemisi “Caioba-Seahorse”la yolculuk yapan denizciler, suda yüzen, yaklaşık 10 metre çapında yuvarlak, gri bir cisim gördüler. O sırada ufukta parlak bir ışık belirdi ve gemiye doğru yaklaşmaya başladı. Işık, geminin yanındaki gri cisme doğru yaklaşırken gemideki tüm teknik ekipmanlar birdenbire arızalandı. Gri cisim yeşil, kırmızı, mavi ve sarı ışıklarla aydınlanıyordu. Yaklaştıkça çok parlak, disk biçiminde bir cisim olduğu anlaşılan bu ışık, deniz altına dalarak metalik USO’ ya doğru yöneldi ve onunla birleşti. Daha sonra bu iki cisim birlikte su yüzüne çıktılar, bir süre burada durdular, ardından da büyük bir hızla gökyüzüne yükselerek gözden kayboldular.

Peki USO’lar sadece okyanusta mı görülmektedir? Hayır, nehirlerde hatta göllerde gözlemlenen bu tür esrarengiz cisimlere dair pek çok rapor bulunmaktadır. 30 Nisan 1976’da tanımlanamayan bir cisim, İsveç’deki donmuş Siljan nehrinin buzlarını büyük bir güçle kırarak su üstüne çıkmıştır. Buzun kalınlığı 20 cm olmasına rağmen, tanıklar cismin ancak 9 metre uzunluğunda olduğunu bildirmişlerdir. Söz konusu USO, suyun dibinden gelmiş; buz tutmuş yüzeye doğru ortalama 100 km/s hızla yaklaşarak buzu kırmış ve buz üzerinde yaklaşık 800 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğinde bir kanal açmıştır. Bu cisim, daha sonra hiçbir hasara uğramadan su yüzüne çıkmış ve gökyüzüne doğru hızla havalanmıştır.

KAYNAK: Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

Böyle Yürekli Eleştiri Gördünüz mü?
9/9/2009

     'Posta' Gazetesinin Ankara temsilcisi Hakan Çelik'in yazısı:
     BİR TÜRK OLARAK  KÜRTLERE SORUYORUM


    Bir TÜRK olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye ne vermiştir ?'' Kürtlerin, Türkiye'ye bugüne kadar ne katkıları olmuştur ? Sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda yaşamımıza neler katmışlardır ?
 
     Kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan ''BU GÜZEL ÜLKENİN, TÜRKİYE'NİN VATANDAŞI OLMAK HAKKINI'' bir kenara iterek, etnik köken üzerinden ırkçılık yapmayı tercih eden bu kitle, bu ülkeye ne vermiştir ve bu sapkın anlayışla ne verebilir ?

      Kürtlere soruyorum; neden terör sizde, beşik kertmesi sizde, kız çocuklarını başlık parası adetiyle adeta bir eşya gibi alıp-satmak adeti sizde, her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç sizde, gasp sizde, ''NAMUS CİNAYETLERİ'' sizde, kaçakçılık sizde, uyuşturucu ticareti sizde, bu ülkenin vatandaşı olmayı sindirememek hastalığı sizde, vur-kır-gasp et anlayışı sizde, ÖZELEŞTİRİ yapmamak sizde, nedensiz aşağılık kompleksi sizde, başına kuş pislese devleti ve diğer insanları suçlamak sizde, herşeyi devletten beklemek sizde, asimile edildiği yalanını söyleyip, 21. yüzyıl Türkiyesi'nde tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde, emperyalist devletlerin size sahte bir mazi yapıştırması neticesinde Anadolu'da hiçbir zaman varolmayan, sözde gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını yaymak yine sizde.

     Bu ülkeye hiçbir şey vermeden, kaba kuvvet ve vandalizmle, terör ile toprak gasp etmeye çalışma ahlaksızlığı sizde, diyaloğu ve insani ilişkileri es geçip, yakıp yıkarak bu ülkeyi bölmeye çalışmak sizde, Avrupa'ya gidip Türkiye Cumhuriyeti ve onun şanlı ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her türlü asılsız yalanları söylemek, bana işkence yaptılar, baskı yaptılar, dilimizi konuşamıyoruz, fırsat eşitliği yok gibi mesnetsiz yalanları söyleyerek siyasi mülteci statüsüyle o Avrupa ülkelerine kapağı atmak, bir parazit gibi yaşayıp oralarda da suç işlemek sizde, sizlerde....

     Avrupa'da Türkiye'yi şikayet etmek sözkonusu olunca ''ben Kürdüm'' demek, ama cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimliği ile Avrupa ülkelerinden herhangi birinde suçüstü yakalandığınızda ''ben Türküm'' demek üçkağıtçılığı sizde, çapulcu terör örgütüne her türlü desteği verip, demokrasi ve insan haklarından bahsetmek, ''şiddeti kınıyorum'' demek sizde, bu yalanları söyleyip bizleri de enayi zannedip, aptal yerine koymaya çalışmak terbiyesizliğ i ve alçaklığı sizde, bu ülkede yaşayan onlarca farklı etnik kökenden milyonlarca insan, etnik kökenleriyle ilgili en ufak bir sıkıntı çekmezken, özgürce siyaset yapabilirken, milletvekili ve hatta Başbakan bile olabilirken, verdiğimiz Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonucu elde edilmiş Cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindiremeyen sömürgeci, etnik soykırımcı, emperyalist devletlerin maşası ve tetikçisi olmak düzenbazlığı NEDEN hep sizde ?

     Lütfen bu sorulara yanıt verin, tabii verebilirseniz. ..

     Bu memlekete bugüne kadar ne verdiniz de, ne istiyorsunuz ?

     Eğitim diyorsunuz; öğretmen öldüren terör örgütünün katillerini ve elebaşını lider, siyasi irade kabul ediyorsunuz.

     Dilimizi konuşamıyoruz diyorsunuz; o halde bugüne kadar Türkiye'nin çeşitli kentlerinde açılmış ''Kürtçe Kursları'' sözde dil öğrenmeye susamış sizlerin ilgisizliği sonucunda neden kapandı ?

     Siyasi platformda temsil hakkı diyorsunuz; siyasetinizi etnik ırkçılığa ve bölücülüğe dayalı söylemler, eylemler ve politikalar üzerine kuruyorsunuz.

     Yarattığınız terörden 30 bin insan can veriyor... En ufak bir özeleştiri, en ufak bir günah çıkarma yapmıyorsunuz.

     Sizlerin canı can da, bu ülkeyi ve içinde yaşayan masum insanları terörden korumak için hayatını hiçe sayıp şehit olan ana kuzularının, evlatlarımızın canı patlıcan mı?

     İstanbul'da sokaktaki vatandaşlara saldırmak, molotof kokteyli atmak, otobüs yakmak, polise ve sade vatandaşlara, kadınlara, ufacık çocuklara ''kaldırım taşları'' atıp kafalarını yarmak neyin protestosu? Hangi köhne düşüncenin, hangi barbar anlayışın dışavurumu?

     Bugüne kadar hangi ''Kürt kökenli'' Türk vatandaşına; hop! sen Kürtsün şu şehre giremezsin, şu işi yapamazsın, şu mesleği icra edemezsin denmiş veya denmekte?

     Bu ülkenin en çok para kazanan insanları çoğunlukla Kürt kökenli şarkıcılar, eğlence yeri sahipleri, işadamları, ticaret erbabı, turistik otel sahipleri, eğlence dünyasında; tv'de, gazinolarda iş yapan isimler (İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Ceylan, Yılmaz Erdoğan vs.) değil mi?

     Hani ne oldu ''fırsat eşitsizliği yalanınıza?'' İşin doğrusu, sizin sorununuz bu ülkeyi terör ile, vurarak, kırarak bölmek! Bir oldu-bitti yaratarak bu güzelim memleketi parçalamaktır. Bu kadar basit. Şu çıplak gerçeği artık ilkokula giden küçücük çocuklar bile anlayabilmektedirler.

     ''KÜRT'' kökenli vatandaşlarımız, eğer bunca kan ve gözyaşı dökülmesine sebep olan bu
BÖLÜCÜ IRKÇI TERÖRİSTLERİ hala destekliyorlarsa, KUSURU DEVLETTE DEĞİL, KENDİLERİNDE ARAMALIDIRLAR!

     Meydanlarda eller hep zafer işareti, ellerde 30 bin insanımızın katili kanlı terör örgütü PKK'nın afişleri, terörist başı Apo'nun posterleri, yakarız-yıkarız tehditleri ve herkesin malumu ülkemizdeki büyük kentlerde meydana gelen şu terör olayları...

     Çapulcu terör örgütünün hazırladığı ''Şemdinli fiyaskosundan' ' sonra, ellerine para vererek sokaklara salıp polisimize, güvenlik güçlerimize, halkımıza taş ve molotof kokteyli attırdığı küçücük çocuklar...

      Çocuğunu terör örgütünün militan olarak kullanmasına müsade ediyorsan, bu kaos ve terör yöntemlerinden medet umuyorsan ve bu yolla bu ülkeyi böleriz, sözde ülkemizi de kurarız diye düşünüyorsan, canın yandığında veya meydanlara saldığın, yak-yık-kır-dök evladım dediğin çocuğunu kendi ellerinle ateşe attığında da bunu devlete fatura edemezsin.

     Demokrasiden bahsedip, teröre yol açmak ? İnsan öldürüp hak talep etmek? Bu ne yaman çelişki...

     Hak isteyen, hukuk isteyen önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına SAYGI gösterecek. Ülkesine katkıda bulunacak. İNSAN gibi davranacak, yakmayacak, yıkmayacak.

    Kısacası; TERÖRİST ile arasındaki farkı yine bizzat KENDİSİ ortaya koyacak. Bu ülkenin güzel insanlarını kendisine inandıracak.

     Kürt toplumu yüzyıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran, kulun kula kulluk ettiği ''FEODAL DÜZEN'' denen ilkel sistemden ne zaman vazgeçecek? Ne zaman HANIM FERTLERİNE gereken ''ÖZGÜRLÜĞÜ'' teslim edecek? Ve neden ülkede en yüksek kadın intiharları Batman'da? Neden aile içi şiddet sorununda ve TÖRE CİNAYETİ denen illette ekseriyetle Kürt kökenli insanların yaşadığı iller  başı çekmekte? Büyük şehirlerde kapkaç ve bu tür illegal suçları işleyip, elde edilen yasadışı geliri Terör örgütüne aktarma suçu neden hep Kürt kökenli çocuk ve gençlerde görülmekte? Neden, neden, neden?

     Kürdüm diyen sizler, acaba bu KUSURLARINIZI hallettiniz mi ki, TÜRKLERİ pervasızca eleştiriyorsunuz? Size yer, yaşam hakkı, hak-hukuk vermekten başka ne yapmış bu ülkenin vatandaşları?

     Güzel bir atasözü vardır. ''GÖZÜNDEKİ ÇÖPÜ GÖRMEZ, ELALEME ŞAŞI DER!''

      Bu özlü söz ülkemizin içine düşürülmeye çalışıldığı ''Kürt fesadını'' ne de güzel anlatıyor değil mi?

HAKAN ÇELİK


NOT: Sözümüz bu konuda masum olanlara değil, suçlu olanlara. İnsanları biraz düşündürebildikse ne mutlu !...


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

Windows Live Messenger'da zorunlu güncelleme
3/9/2009

     Microsoft, Windows Live Messenger'ın zorunlu olarak güncelleneceğini açıkladı. Bu güncellemenin sebebi, kod kütüphanesindeki bir güvenlik açığının kapatılmak istenmesi.

    Active Template Library, yani ATL'deki bu açık bir programlama hatasından kaynaklanıyor. Kodda yer alan fazladan "&" karakteri bu hatanın temel sebebi ve ATL kullanan bütün yazılımlar bu açıktan etkileniyor. Bu hatalı kodun yer aldığı ATL kütüphanesi ActiveX kontrollerini de içeren Componenet Object Model kodlarında kullanıldı.

     Microsoft Haziran ayında bu ATL hatasını Internet Explorer ve Visual Studio'da düzelten yamalar yayınladı. Bunların artından 5 yazılım paketi daha güncellendi.


     Windows Live Messenger 8.1 ve 8.5'teki güvenlik açığını gidermek isteyen Microsoft, isteğe bağlı bir güncelleme sundu bile. Ancak bu ayın sonundan itibaren bu güncelleme zorunlu hale getirilecek ve güncelleme yapmayan kullanıcılar MSN kullanamayacak.


     Live Messenger'ın 14 sürümünü kullananlar bile Ekim ayından sonra 14.0.8089'a güncellemek zorundalar.

     Download: Windows Live Messenger

KAYNAK: chip online


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı

DÜNYAMIZ'IN SON DURUM RAPORU
18/8/2009

     World Watch Enstitüsü tarafından hazırlanan ve İş Bankası tarafından yayımlanan “Dünyanın Durumu 2009” adlı raporda, sera gazları salınımının, önümüzdeki birkaç yıl içinde acilen azaltılmazsa oluşacak iklim değişikliğinin uygarlığımızı yok edecek boyutlara ulaşacağı bildirildi.

     Raporda, atmosfere tüm dünyada yılda ortalama 21 milyar ton karbondioksit salındığı ve bu miktarın her yıl arttığına dikkat çekildi. 

     Kitabın kamuoyuna açıklandığı basına tanıtım toplantısında konuşan TEMA Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, dünyanın ve Türkiye’nin alarm veren ekolojik tablosu hakkında bilgi verdi. Türkiye’nin iklim değişikliğinde en çok zarar görecek, risk grubuna dahil ülkeler arasında görülmesi gerektiğini savunan Karaca, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde, gece en düşük hava sıcaklığının Türkiye’nin birçok kentinde artma eğilimi gösterdiğine dikkat çekti. Türkiye’nin atmosfere yılda 220 milyon ton karbondioksit salınımı ile dünyada 20'inci sırada geldiğini söyleyen Karaca, 2010’da bu rakamın 400 milyon tona ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi. 



     “KEMAL DERVİŞ GELMİŞ, ETMİŞ, GİTMİŞ”

     Gelişmiş ülkelerin tarıma ayırdığı desteğin yılda 330 milyar doların altına düşmediğine dikkat çeken Karaca, Türkiye’de ise tarıma verilen desteğin, Kemal Derviş döneminde kaldırıldığını vurgulayarak, “Kemal Derviş gelmiş, etmiş, gitmiş. Ne yapmış, tarıma desteği kesmiş. Çünkü ABD ve Avrupa’nın ürün fazlalığı varmış. O nedenle üretimimiz düşerken, ithalatımız artmakta” şeklinde konuştu. Karaca, küresel ısınma sonucu Türkiye’yi tayfunlarda artış, yangınlar, ekosistemlerin değişmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması, gıda üretim düzeninin bozulması, yoksulluk, hastalık ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi dev sorunların beklediğini iddia etti. 



     DÜNYANIN DURUMU 2009'DAN NOTLAR:

     -Hintli otomobil üreticisi Tata, 2 bin 500 dolar fiyatla satışa sunduğu, “halk otomobili” Nano ile kalabalık yollar ve artan kirlilik kaygılarını güçlendirdi.

     -Brezilyalı bilim insanları, Amazon’daki orman kaybının 4 yıl aradan sonra ilk kez 2008’de arttığını açıkladı.

     -ABD’nin batısı dünyanın geri kalanından iki kat daha fazla ısınıyor ve hızla büyüyen kentlerde kuraklığın artma olasılığı bulunuyor.

     -Birleşmiş Milletler, dünyadaki buzulların erimeye devam ettiğini, en çok erimenin 2004-2005 yıllarında kaydedildiğini açıkladı.


KAYNAK:hürriyet


Yazan: bilgiday | Yorum (0) | Yorum yaz!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
| Bağlantı


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->